İngilizcede bazı kelimeler “zor” olduğu için değil; çok sık karıştırıldığı, yanlış kullanıldığı ya da yanlış yazıldığı için baş belası olur. İş görüşmelerinde, e-postalarda, WhatsApp mesajlarında ya da basit bir günlük sohbette bile bu kelimeler yüzünden anlam kaymaları yaşanır. Aşağıdaki 10 kelimeyi doğru oturttuğunuzda hem yazılı hem sözlü İngilizceniz daha “temiz” ve güven veren bir seviyeye gelir.
1) Affect
İş hayatında ve akademik metinlerde en sık karşılaşılan hata ikilisi “affect/effect”tir. “Affect” çoğunlukla fiildir ve “etkilemek” anlamına gelir. Örneğin bir iş görüşmesinde “This schedule will affect my availability” dediğinizde, programın müsaitliğinizi etkileyeceğini söylersiniz. Burada yapılan klasik hata, “etki” kelimesini görünce otomatik olarak “effect” yazmaktır; oysa “etkilemek” fiilinde büyük çoğunlukla doğru seçenek “affect”tir.
2) Effect
“Effect” ise çoğu zaman isimdir ve “etki/sonuç” anlamına gelir. Bir raporda “The effect of the campaign was immediate” dediğinizde kampanyanın etkisinin hemen görüldüğünü anlatırsınız. Günlük bir ifadeyle de “It had a positive effect on sales” (satışlara olumlu etkisi oldu) çok sık kullanılır. Kafa karışıklığı, “effect”in nadiren fiil olarak da kullanılabilmesinden gelir; ama günlük hayatta ve çoğu metinde pratik kural işe yarar: affect = etkilemek, effect = etki/sonuç.
3) Complement
Bu kelime, özellikle mesajlaşmalarda ve sosyal medyada “compliment” ile sürekli karışır. “Complement” bir şeyi tamamlayan, uyum sağlayan unsur demektir. Örneğin bir arkadaşınıza “That jacket complements your style” dediğinizde, ceket tarzını “tamamlıyor/uyum sağlıyor” anlamına gelir. Moda, tasarım ve pazarlama tarafında da çok işinize yarar: “This feature complements our service package” gibi bir cümle, ürün/hizmet uyumunu net anlatır.
4) Compliment
“Compliment” ise “iltifat/övgü” anlamındadır. İş ortamında bile sık geçer: “Thank you for the compliment” dediğinizde övgüye teşekkür edersiniz. Sosyal bir mesajda “I just wanted to compliment your presentation” (sunumunuzu övmek istedim) gibi kullanımlar doğaldır. İki kelime neredeyse aynı duyulduğu için yazıda çok hata olur; özellikle e-posta ve DM’lerde küçük ama göze batan bir fark yaratır.
5) Discreet
“Discreet” kelimesi, “ketum, gizliliğe dikkat eden, ölçülü” anlamındadır. Kurumsal hayatta çok işe yarar çünkü hem profesyonel hem net bir ton verir: “Please be discreet about this” dediğinizde “Bunu sakin ve gizli tutalım” demiş olursunuz. Örneğin fiyat teklifi, müşteri bilgisi, kampanya bütçesi gibi konularda “Let’s handle this discreetly” ifadesi oldukça yerinde olur.
6) Discrete
“Discrete” ise tamamen başka bir şey anlatır: “ayrı, birbirinden bağımsız” demektir. Özellikle teknik metinlerde, raporlarda ve kategori anlatımlarında çıkar karşınıza. “We have discrete service tiers” dediğinizde “birbirinden ayrı hizmet seviyeleri” demiş olursunuz. “Discreet” ile karıştırıldığında, “gizli” yerine “ayrı” demiş olursunuz ve metin anlamsızlaşır; bu yüzden bu ikili, yazılı İngilizcede en kritik ayrımlardan biridir.
7) Principle
“Principle” kelimesi “ilke, prensip” demektir ve özellikle iş etiği, karar alma, değerler gibi konularda sık kullanılır. “It’s a matter of principle” ifadesi, “bu bir prensip meselesi” diyerek tavrınızı netleştirir. Kurumsal e-postalarda da çok iş görür: “As a principle, we prioritise long-term results” gibi cümleler hem profesyonel hem kararlı durur.
8) Principal
“Principal” ise genellikle “asıl/başlıca” anlamına gelir; ayrıca okul bağlamında “müdür” için kullanılır. İş dünyasında “the principal reason” (asıl sebep) ifadesi çok yaygındır. Finans metinlerinde de “principal amount” (ana para) şeklinde sık geçer. “Principle” ile karıştırıldığında küçük bir yazım hatası gibi görünse de, profesyonel metinlerde dikkati hemen çeker.
9) Nauseous
“Nauseous” kelimesi günlük konuşmada çoğu zaman “midem bulanıyor” anlamında kullanılır: “I feel nauseous.” Ancak daha klasik ve “tartışmasız” kullanım arayanlar için “I feel nauseated” daha nettir. Bu ayrım, özellikle daha resmî bir bağlamda (örneğin doktorla konuşurken ya da daha düzgün bir metin yazarken) işinize yarar. Günlük hayatta ise ikisini de duyarsınız; önemli olan hangi tonda yazdığınıza göre seçmektir.
10) Espresso
Bu kelime telaffuzdan çok yazımıyla hata yaptırır. Doğrusu espresso iken, “expresso” yazımı çok yaygındır ve özellikle sosyal medyada sık görülür. Bir kafede sipariş verirken problem olmaz; ama yazılı metinde (özellikle menü, web sitesi, içerik) “expresso” göze batar. Küçük gibi görünür ama “dili iyi kullanma” algısını doğrudan etkiler.
Sonuç
İngilizcede en çok karıştırılan bu kelimeleri doğru şekilde kullanmaya başladığınızda, hem yazılı hem de sözlü iletişiminizde fark edilir bir netlik oluşur. Küçük gibi görünen bu hataların düzelmesi; e-posta yazarken, toplantılarda konuşurken ya da günlük sohbetlerde kendinizi daha doğru ve güvenli ifade etmenizi sağlar.
Bu noktada kelime bilgisi, tek seferlik ezberden ziyade doğru yönlendirme ve düzenli pratikle kalıcı hale gelir. American VIP Maltepe İngilizce kursu, günlük hayatta sık yapılan hatalara odaklanan yaklaşımıyla, kelimeleri bağlam içinde öğrenmenizi ve doğru kullanımı alışkanlık haline getirmenizi destekler. Doğru kelimelerle konuşulan bir İngilizce, her zaman daha profesyonel ve etkileyici bir izlenim bırakır.